• Reklam
İllüzyonist Pensilvanya Şeytanı
Reklam
Muhammet Işık

Muhammet Işık

Özgürlüğün Zekatı

İllüzyonist Pensilvanya Şeytanı

14 Ağustos 2016 - 14:58

Yıllardır hâlihazırda Fetullahçıların devlet içerisinde yapılandığını biliyorduk. Bir konuyu açık açık konuşmak gerekiyor ki bunu herkes biliyordu. Hedef saptırmaya çalışanların aksine biz biliyorduk ki bir cemaatin devlet içerisinde yapılanması, Allah diyen insanların laik devlet değerlerine kafa tutması gerçekten çok önemli ve gerekli bir durumdur. Belki de bu gözle bu yapılanmalar göz ardı edilmişti. Şöyle bir baktığınızda, Mustafa Kamal’in CHP’sini bile satın almış ve onlarca laik vekilini peşinde koşturan bir cemaatten başka, bir Müslüman ne isteyebilirdi? Peki, Fetullahçılarla ilgili gerçeğin bu hayallerle ne kadar alakası var?

Sayısız büyük firmayı dize getirmiş, bütün patronların kendisine saygı duyduğu, din düşmanlarının hedef almaktan korktuğu bir “dini lider” peşinde gitmeyi kim istemez ki? Elbette bunu biz de isteriz. Böyle bir lider çıksın, peşine takılalım dediğimizde daha çocuktuk. O zaman bile bütün dünyayı birleştirmeye çalışan bir Fetullah Gülen portresi çiziliyordu piyasada. Post modern darbe zamanında yaptıkları avama unutturulmuş, omurgasızlıkları halının altına süpürülmüş ve dünyanın dört bir yanından liderlerin önünde eğildiği bir lider düşünsenize! İşte Fetullah Gülen böyle bir lider olarak görünüyordu aslında ve bu kadar şuursuz Müslümanı etrafında toplayabilmesi buna bağlıydı. Bugün hala gidip destekçileriyle konuşsanız, sanki düşman yenmiş gibi “nasıl da sardık devleti” “nasıl da el öptürdük Sabancı’ya, Koç’a” “nasıl da bütün ak partilileri randevu alabilmek için sıraya soktuk” kibri var. Çünkü ahiret korkusu kavramının içini boşalttığınız bir Müslüman dünyayı usulsüz harp yeri zanneder. Bir yazıda da bundan bahsetmek isterim ki, bu bir Şia âdetidir. Gülen Cemaati’nin itikadı kendisini içine gizlediği “ehl-i sünnet”ten çok İran’ın Şia’sı gibidir.

Gelelim yeniden asıl meselemize: Açıkça söylüyorum, KEŞKE ortada ABD’ye diz çöktürmüş, Mısır’ın, Suud’un gizliden gizliye desteklediği, BAE’nin uğruna darbe finanse ettiği, bir emriyle CIA’i sallayacak, bir emrine “bütün malları” feda ettirecek bir YİĞİT olsaydı; KEŞKE bütün Müslümanları peşinden sürükleyecek bir inkılap gücüne sahip, EHL-İ SÜNNET yolunda ve EFENDİMİZİN şerefini her yerde müdafaa eden bir YİĞİT olsaydı; keşke İslam aşkı için savaşan yiğitleri zindanlardan kurtaracak bir YİĞİT olsaydı, keşke gerçekten Osmanlı’dan koparılmış, İslam dünyasını bırak İslam’dan, Kur’an’daki besmeleden bile uzaklaştırılmış bir devletin içinde liyakatli, cesur ve Allah için savaşan yiğitleri ile yönetimi ele geçirip bir şeriat devleti kurabilecek bir YİĞİT olsaydı da seve seve peşinden gitseydik, seve seve yoluna BAŞ verseydik. Ancak ne yazık ki durum öyle değil. Öyle olmadığı gibi her bir cümlenin tam tersi vuku bulmuş, tam tersi en ahlaksız şekillerde uygulanmış durumda. Üst akıl diye diye adını anmaya korktuğumuz Siyonist teşkilata bizi teslim etmeyin diye yalvaracak kadar Haçlı köpeği haline gelmiş, diyalog zırvalarıyla İslam’ın içini boşaltmış, Allah yolunu haykıran yiğitlere hapislerde TERÖR ÖRGÜTÜ yaftasıyla işkence etmiş, laiklerle ve masonlarla gizli ortaklıklar yaparak Müslüman ve mert insanları kumpaslarla, şantajlarla görevinden uzaklaştırmış ve yerlerine kalbi “hocaefendi” diye atan münafık militanlarını yerleştirmiş bir deccal talebesi ile karşı karşıyayız. Hala elinde tuttuğu bir avuç garibanı da paragrafın girişinde bahsettiğim hayallerle uyutuyor.

Fetullahçı örgütün bu psikolojisiyle ilgili bir tedavi uygulayabilmek imkânsız olsa da mücadele bakidir. Asla mücadeleyi bırakmayalım derken insanımızın bu insanların gerçek manada efsunlanmış ve Fetullah’ınillüzyonuna kapılmış garibanlar olduğunu unutmamamız ve bu düsturu elden bırakmayarak yine de evlatlarının, ailesinin veya bir şekilde sevdiği arkadaşlarının baskısıyla bu örgüte ve liderine iyi bakan insanlar bizim önümüzü kesmemeli, gözlerimize sokar gibi boş magazin haberleri vermeleri ve bizleri oyalamaları bizim önümüzü kesmemeli ve bizi büyük resmi görmekten asla alıkoymamalıdır. Biz mücadelemizde her zaman büyük balıklara, asıl işi görüp asıl ihaneti sırtlanan büyük şerefsizlere odaklanmalı ve malum hava imamının salıverilmesinde yaptığımız gibi asla tedbiri elden bırakmadan titizlikle millet, avukatlarımız ve savcılarımız olarak süreci takip etmeliyiz. Vesselam.

Son Yazılar