. Deraa, Lazkiye ve Şam’ın sokakları; Grozni, Kabil, Sarayevo ve Gazze’nin sokakları ile aynı kaderi paylaşıyor. Mübarek rejiminin devrilmesinden kısa bir süre sonra Mısır, El-Fetih ile Hamas’ı bir araya getirdi. Filistin’de iki çatışmacı grup haline dönüşen El-Fetih ve Hamas 2007 yılından bu yana dört buçuk yıldır Gazze ve Batı Şeria olarak iki ayrı liderlikle yönetiliyordu. Bir yandan İsrail işgali sürerken, diğer yandan Hamas ile El-Fetih çatışması Filistin’in geleceğinin önündeki en büyük engeli teşkil ediyordu.
Uzun yıllar arabulucuların desteği, Türkiye’nin yoğun çabaları maalesef beklenen barışmayı bir türlü gerçekleştiremedi. Barışı sabote eden etken İsrail-Mısır anlaşmasıydı. Mübarek rejimi defalarca Hamas ve El-Fetih ile masaya oturmasına rağmen bir sonuç çıkmıyordu. Tahrir meydanında toplanan milyonların Mübarek’i iktidardan kovduktan sonra ilk mesajları İsrail ile olan ilişkilerin sorgulanmasıydı.
İsrail ile olan doğalgaz anlaşmasının iptali ve Refah sınır kapısının insani yardıma açılması, Hamas ve El-Fetih’in barışa yönelik ciddi bir şekilde masaya oturmaları İsrail’de paniğe yol açtı. Netenyahu Mahmud Abbas’ı, “ya biz ya Hamas” sözü ile uyarırken, Şimon Peres de, uzlaşmayı ölümcül bir hata olarak değerlendirdi. Amerikan Kongresi üyeleri, iki grup arasındaki uzlaşmayı protesto etmek için Filistinlilere yardımı kesme tehdidinde bulundular.
Diğer yandan Obama’nın Mahmut Abbas’a “Eylül’e kadar Filistin Devleti kurulacaktır” vaadi yaklaşırken, İsrail Dış İşleri Bakanlığı Siyasi Araştırmalar Merkezi hazırladığı raporda El-Fetih - Hamas barış antlaşmasının, Amerika’nın bölgedeki siyasetinin çökmesine neden olabileceğini ve Avrupa’nın bu barışı tanımasının, Hamas’ın uluslararası meşruiyet kazanmasına yol açacağına dikkat çekerek Obama’ya gözdağı verdi. İsrailli bir üst düzey yetkili ise, Hamas hareketinin güçlü oynadığını, kendisine uygulanan uluslararası tecridi kırıp, İsrail ve müttefiklerini oldukça sıkıntılı bir siyasi duruma sokmayı başardığını ifade etti. ABD ve İsrail cephesinde kardeşlerin barışmasından dolayı panik havası oluştu.
Bu duruma en fazla sevinen Filistinliler oldu, özellikle Gazze ve Batı Şeria’da yaşayan Filistin halkı Hamas ile El-Fetih arasındaki anlaşmayı sevinçle karşılarken, bir an önce kalıcı bir sonuca gidilmesini umut ediyor. Aslında bu barış İsrail’i uluslararası arenada zor durumda bırakacaktır. Bu uzlaşmanın Eylül ayında deklare edilmesi beklenen, 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin Devleti projesinin de ölü doğmasını engelleyeceği ifade ediliyor. Bu uzlaşı uzun yıllardır Filistin ve İslam Dünyası halklarının hayal ettiği, arzuladığı ve beklediği bir barıştır.
Suriye ve Arap topraklarında yıllardır, sürgün ve mülteci olarak yaşayan Filistin halkı ve liderlikleri daha sağlıklı, ön koşulsuz ve özgürce düşünüp kararlar alabilecekleri ortamlarda yaşarlar inşallah. Filistin’in siyasi yapıları uzun yıllar Şam’da ikamet ettiler, fakat Şam ile birçok Filistinli grubun yıldızı barışmadı. 1974 ve 1982 yılları Filistin kurtuluş hareketi için kabus dolu yıllardı. Yirmi altı bin Filistinli Hafız Esad yönetimiyle yaşanan çatışmada hayatını kaybetti. Filistin halkının Suriye’de ikamet etmesi bir zorunluluk gereği idi. Bugün Suriye halkının Beşşar Esad yönetimince katledilmesi ve Hamas yönetiminin Şam’daki mecburi ikameti İslam dünyasının ne kadar trajedik bir anafor içinde olduğunun en bariz resmidir.
Bazı aklıevvel dış politika yazarlarının hala Arap isyanları arkasında bit yeniği aramaları, Arap dünyasındaki sosyolojik değişimi, Hamas ve El-Fetih’in bu kadar çabuk uzlaşmaya girmesini sorgulayarak; bundan da bir felaket senaryosu çıkarmaları hayret verici bir durum. Arap halklarının isyanlarını anlamak için biraz Arap sokaklarına inmek ve Arap aydını, öğrencisi, siyasetçisi ve halkı ile hem hal olmak gerekiyor.
Türkiye’nin geçirdiği değişim sürecini, kat ettiği merhaleyi, acıları, sıkıntıları hatırlamakta fayda var. Türkiye’nin kırk yılda geldiği noktayı Arap gençliğinden kırk günde isteme gafletinde bulunmayalım. Hamas’ın Şam’a veda vakti gelmiştir artık. Dera, Lazkiye ve Şam’ın sokakları; Grozni, Kabil, Sarayevo ve Gazze’nin sokakları ile aynı kaderi paylaşıyor. Bundan sonra kader tecelli edecek, takdir edilen yaşanacaktır. Arap sokakları artık kendi kaderini kendisi tayin etmek istiyor, bedeli ağır da olsa.







