Suriye ileri gelenleri bundan 3 ya da 4 hafta öncesine kadar Suriye’nin mevcut Baas rejiminin kendi halkına karşı tavrını değiştirmesi halinde muhaliflerin Mısır gibi Tunus gibi sokaklara dökülmeyeceğini açıkladı. Suriyelilerin mevcut rejimden gasp edilen haklarının geri verilmesi, mevcut yönetimin halklara yüzünü dönmesi ve ülke gelirlerinin adil dağıtımının yapılması gibi istekleri vardı. Türkiye komşularla sıfır problem stratejisi ve Suriye yönetiminin halkıyla barışması için çok zaman ara bulucu rol üstlendi ve mevcut rejime tavsiyelerde bulundu. Ama bu mevcut rejimin temelinde baskı ve zulüm olduğu için devlet içi yapılanmalar tarafından kabul görmeyerek halkın talepleri sürekli ertelendi.
Yaklaşık bir ay önce Deraa’da İstihbaratın bilerek ve isteyerek Doktor iki bayanı içeri alması saçlarını kazıtarak aşağılaması ve duvarlara yazı yazan çocukları tutuklanması ile başlayan, daha sonra çocukları geri isteyen halkına karşı zulmetmesi ve öldürmesiyle devam eden olaylar bugün isyan durumuna geldi.
Mevcut Suriye yönetimi şunu çok iyi biliyordu Mısır, Tunus, Libya’dan sonra sıra Suriye'ye gelecekti. Suriye çeteleri olayları kendisi tetikleyerek önce başlatacak ve olayları sert bir şekilde bastıracak sonrada halk sokaklara dökülemeyecekti. Deradaki hesap Suriye’ye uymadı ve bir anda tüm ülkeye yayıldı.
Türkiye’de İslamcı kesiminin Suriye ile alakalı kafası karışık. Ortada Hizbullah var, İranın bölge politikaları var, Lübnan var, İsrail var. Türkiye var. Öncelikle tabloyu iyi okumak ve sorulara iyi cevap bulabilmek için coğrafi konuma, tarihi gerçeklere ve tarafların isteklerine bakmak lazım. Suriye’de halk ayaklanması İsrail’in işimi, Suriye’de Hizbullah ve HAMAS’ın konumu ne olur, Lübnan bu olaylardan nasıl etkilenir, Suriye halkı Baas rejimi olmazsa kendini yönetemezmi, Mezhep çatışması olur mu, Suriye’de yaşayan Filistinliler sınır dışı edilir mi, İsrail’e karşı oluştuğu düşünülen blok yıkılır mı, yeni gelecek hükümeti ya batı kurarsa v.s v.s sorular var. Bizde bildiğimiz kadarıyla sorulara cevap vermeye çalışalım istedik.
Öncelikle Mısırda, Tunusta halk ayaklanmaları devrimle değil değişimin kabulüyle sonuçlanmışdır. Mısır halkı ve Tunus halkı yönetimdekilerin değişmesi ve halkın isteklerinin kabul edilmesi ile alakalı anlaşmalardan sonra sokaklardan çekilmişlerdir.
Bu halkların isyan hareketleri pek çok kesim tarafından eleştirildi. Bu devrim hareketlerinin batının oyunu olduğu ve isyan eden halkların oyuna geldiği iddia edildi. Ama bu hareketler batının ve Amerika’nın oyunu değildi. Değişim sürecine girildiğinde Batı ve Amerika süreci kendi lehlerine çevirmek için özel yetkili temsilciler atadılar. Batı bu hareketiyle yeni gelişecek süreçte söz sahibi olacak yöneticilerin tespitini yapacak hemde yönlendirilebilecekleri seçerek bu yöneticilerin batının çıkarları için çalışmasını sağlayacaklardı. Tunus’ta Mısırda ve Libya’da şu anda özel atanmış temsilciler görüşmelere devam ediyorlar.
Mısır ve Tunus halkları Turizmden gelir elde eden halklardır. Mısır Hüsnü Mübarek yönetimi İsrail’in birinci dereceden koruyucusu ve İsrail halkının ucuz mal tedarikçisidir. İsrail halkının tatil ihtiyaçlarının da karşılandığı Sina yarım adası Mısırındır. Eski hükümet Amerika’nın ve İsrail’in talimatlarının birebir uygulayıcısıdır. Tunus’ta aynı şekilde Fuhuş bataklığına dönmüş Fransa’nın arka bahçesidir.
Libya olayları başladığında Libya halkının topyekûn ellerine silah alma gibi bir niyetleri yoktu. Kaddafi’nin zalimliği karşısında hızlı gelişen olaylar ile birlikte halk eline silah aldı. Libyadaki olayları başlatan gene Kaddafidir. Kaddafi kendi yaptırdığı inşaat şantiyelerindeki sitelerini bastırarak bedevilerin yapılan evlerde oturmasını sağlamıştır. Daha sonrada bu evlere oturanları gasp edenleri harami ilan etmiştir. Kaddafi bu haramilere operasyon yapacağını açıklamış ve kim karşı gelirse öldüreceğini söylemiştir. Bunun Kaddafinin bir oyunu olduğunu halk daha sonra Televizyondan yapılan anonslardan v haberlerden anlamışlardır. Kaddafinin televizyonları sokağa çıkanların gösteri yapanların bu haramiler olduğu devlet televizyonlarında yayınlanmış halkın göstericilere yanlış bakmasını sağlamaya çalışsa da bu olay halkın Kaddafi’ye öfkesini kat kat artmıştır.
Kaddafi halkına karşı silah kullanmaya başladığında halkıda silah depolarını ele geçirmiştir. Ordunun ve yöneticilerin bir kısmı direnişçilerin yanına geçmiştir. Libyalı direnişçiler Türkiye dahil İslam konferansı örgütünün üyelerinden yardım istese de, Halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticileri Libya direnişçilerine sırtını dönmüştür. Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkeler Libya muhalifleri için destek sözü vermiş ve direnişin yanında olduğunu söylemişlerdir.
Batı Türkiye’nin Libya'da söz sahibi olmaması için Libya halkına biz size silah yardımında bulunacağız ama Türkiye buna izin vermiyor diyerek Libya halkını Türkiye’ye karşı kışkırtmıştır. Libya halkı Türkiye’ye karşı Bingazi konsolosluğunda eylem yapmış, taleplerini yerine getirmeyen Türkiye hükümetini eleştirmiştir. Bu olayla birlikte Türkiye ile Libya halkının arası gerginleşmiştir. Türkiye halkının bir kısmı konsolosluğa saldırılmasına bir kısmı da Libyalıların ellerine Fransa, Amerika v.s ülke bayrağı almasına kızarak Libyaya olan desteğin yanlış olduğunu söylemişlerdir. Bu hareketle batı hem Türkiyeyei devre dışı bırakmış hemde Libya olaylarına strateji üretemeyen devlet yöneticileri ve STK lar Lİbya halkını kaybetmişlerdir. Ve bugüne gelindiğinde, biz dememişmiydik; Libya halkının isyanında batının rolü var nidaları atmaktadırlar ve kendi hatalarını yanlış yönlendirmelerini görmemektedirler.
Bahreyn de halk hareketi başladığında stratejik bir hata yapıldı. Bahreynde şia nüfusun fazla olması ve iktidar yıkıldığında şia iktidarının kesin olduğu kanaati ile Bahreyn halk ayaklanmasının şia ayaklanması olduğu izlenimi verildi.ilk verilen demeçlerde sünnilerin şiaları ezdiği dışardan çalışmaya bile sünnilerin getirildiği vs buna benzer laflar edilerek sanki şia sünni çatışması var havası estirildi . Dünya nın bir çok ülkesi ve halkı müslüman olan ülkeler Bahreyne sırtını çevirdi.Türkiyede yazarlık yapıp ta Libyada 10 binden fazla insanın ölümüne göz kapayanların Bahreyni ön plana çıkarması ilede Türkiyeli müslümanların gündeminden bahrey hepten düştü.
Yemen ve Fildiişi sahillerinde ki olaylar zaten Dünyada ve Türkiyede hiç görülmedi.
Dönelim Suriye'ye Ortadoğu haritasına yukardan baktığınızda aynı anda Osmanlının son zaman tarihini okudugunuzda olayları anlamanız biraz daha kolay olacaktır. Trablus’a İtalyanın saldırması , Mısır'ın, Filsitinin , Ürdünün , Suriyenin ,Irak'ın ,Türkiyenin haritasının çizilmesi projelerine o günden baktığınızda bu günki olayları çözmek biraz daha kolaylaşacak.
Bu halk isyanlarını islami birer devrim gibi beklemek ve birilerinide bu beklenti içine sokmak hata olur.Bu isyanların sebepleri senelerce ezilen onursuzlaştırlan halkların hareketidir.Bu halkların bu isyanları beceremeyeceklerini düşünmek herşeyin arkasında İsrail ve Amerikayı aramakta ayrıca bu halkalara ve şehidlerede hakarettir.Bu ve benzerim lafları ancak öz güveni olmayan ve mücadeleden kaçmak isteyen müslümanlar kullanırlar.
Büyük İsrailin kurula bilmesi için gerekli şartlardan biride ortadoğunun kan gölüne dönmesi ve Suriye lazkiye ile Hatay arasında Anadolu beyi ile yapılacak büyük savaş ve mehdinin gelmesi....Bunun içinde İsrailin karşısında güçlü bir islami devletin olmaması gerekiyor. İsrailin karşısında zayıf bir ordu israile yenilecek ve yahudiler hediye edilmiş topraklara çabuk sahip olacaklar.sadece konunun daha kolay anşılabil mesi için anektoddu.
Suriyeyi Osmanlıdan koparan Ortadoğu haritasını çizen İngiltere ile Fransanın etkilerini Suriyede her alanda görmek mümkündür.
Suriye kendisini Filistinin koruyucusu olarak görmekte ve Dünya müslümanlarına böyle bir mesaj vermektedir.Esad ailesini biraz tanıyacak olursak Baba Esad Dünyadaki sol örgütlenmelerin tabiki (Türkiyedeki sol örgütlenmelerde buna dahil )silahlı eğitimini veren kendi rejimininde korunmasını sağlayan bir diktatördür.
Bekaa vadisi Suriyenin Lübnana dogru uzanan bir vadisidir ve bir kısmıda Lübnandadır.Türkiyedeki sol örgütlerin el fetihin silahlı eğitim yaptığı kamplar bu bölgededir.İlerleyen zaman ile birlikte El fetihin içindeki İsrail yanlılarının ve Türkiyede bugünki ergenokon bağlantısı ortaya çıkan pkk ve sol örgütlenmelerinde İsraille olan bağlantılarının bekaa vadisinde bulunan bu kamplarda kurulduğu düşünülüyor.Baba Esad içerde kendine muhalif olabilecek Suriyeli müslümanlara karşı her zaman sert olmuş katliamdan korkmamış müslümanları cezaevlerine doldurarakta işkence etmiştir.
İsrail golon tepelerini işgal ettiğinde Suriye tek bir kursun dahi atmamıştır.İmad muğniyenin ölümünün üzerindeki soru işaretleri ,Dubaide öldürülen Hamas liderlerinden Meb'uhun İsraile gambazlanmasında kullanılan Filistinlilerin Suriye istihbaratı tarafından baskıya tabi tutulduğu tehdit edildiği iddia edilmektedir.Mevcut baas rejimini İsraile karşı olan İsrailin yıkılması için uğraş vererek İsrailin bir düşmanı gibi görmek ve göstermek çok büyük ahmaklıktır.
Suriye yönetiminin İsraile karşı olduğunun delili oğul Esadın Haması ve Hizbullahı desteklediği gösterilmektedir .Hamas İhvanın bir koludur ve Suriyede ihvan üyesi olmak idam cazası gerektirirken nasıl oluyorda Suriye Haması destekliyor olabilir. Suriye hükümetinin Haması ve Hizbullahı destekliyor gözükmesinin arkasında tek neden vardır ,oda Esadın Suriye halkı karşısında kendi iktidarını sağlamlaştırmak.Şuanda Suriyede iş yapan büyük şirketlerin çoğunluğu Fransız yahudi ortaklığıdır.Suriyede yahudiler büyük tonajlı ticareti ellerinde tutmaktadırlar.
Tabiki doğal olarakta iktidar ve çevresindekilerle beraber ortak.
Suriye de baas rejimi düşerse Hamas ve Hizbullah ülkeden çıkartılırmı ? Suriye nüfusunun yüzde 70 şi sünnidir , yüzde 9'u nusayri , geri kalanlarda karışıktır farklı dinlerden meşreplerden insanlar vardır . Suriyede İktidar değişirse ve Türkiye ve islamcılar bu süreçte yeni kurulacak Suriye yönetimini iyi yönlendirirse yeni Suriye yönetiminin ne Filistinlilerle ne Lübanla ne Hizbullahla ne şiayla nede Hamasla her hangi bir problem olmaz. Amma mevcut hükümet devam ederse olayları kanla bastırdıktan sonra baskı ve işkence artacaktır.Silahsız olan Suriye muhalifleri zaman içerisinde silaha sarılacak ve ülke iç karışıklığa doğru gidecektir.Eğer mevcut baas rejimi iktidarda kalırsa halkına zulmetmeye devam etsede etmesede aşiretler arası kan davası başlayacaktır .Bunun neticesinde Suriye ikinci Irak olacaktır..NOT:mezhepsel manada deil ....
Suriyede değişim en çok israili korkutacaktır .Çünki daha Mısırda degişim tamamlanmadan İsraile karşı yaptırımlar başlamıştır.Eğer yeni hükümet Mısır halkının isteklernii yerine getirmeyerek yeni Mısır hükümeti İsraille yapılan anlaşmalara halka rağmen devam ederse zaten halk sokağa çıkmayı ve hakkını istemeyi öğrenmiştir.Suriyedede iktidara gelecek yeni hükümetin içinde İsrail karşıtları azınsanmayacak kadar çok olacaktır.Hizbullah hem Lübnanda hem Suriyede daha rahat hareket ederken rejimin oyuncagı konumunda olmayacaktır.Hizbulahın belki korkususu mevcut kurulacak hükümet sünni bir yapıya sahip olursa Lübnanda Hizbullahın etkinliĞi kalırmı kalmazmı düşüncesi varsa onu bilemeyiz.Yeni kurulacak hükümetin Lübnan politikasını nasıl sürdüreceğini Hizbullahın muhaliflerle görüşmesi gerekecektir .
Bundan sonraki kurulacak hükümet ya batı yanlısı ollursa ? diye kafalarda bit başka karışıklık var.Ya Allah aşkına biraz adaletli olalım mevcut baas yönetimi zalim ve diktatördür , bunu bildiğimiz halde daha gelmemiş bir iktidarı yada gelecek iktidarı eleştirmeye ve milletin kafasını karıştırmaya hiçmi utanmayız.
Suriye halk ayaklanması Suriyenin bölünmesi için bir planmış : Türkiye ve bölge halkı müslüman olan ülkeler suriye politikalarını diktatörlükten yana değil halktan yana koyarlarsa Libyada yaptıkları hatayı yapmazlar . Yeni kurulacak hükümet ile alakalı çıkacak fitneleri engellemeleri neticesinde Suriyenin bölünmesini engelleyeceklerdir.Türkiye güçlü bir Lübnan yönetimini Lübnanda , Güçlü ve halkıyla barışık Suriye yönetimini Suriyede desteklesin eğer varsa batının bir oyunu bozsun yada kurmak istediği oyununu kurmadan bozarak İsraili Fİlistin topraklarında bloke etsin.Bu hareketle kafalardaki soru işaretleri gidecek ortaya halkı müslüman olan daha güçlü bloklar çıkacaktır
Eger Türkiye hükümeti ve islamcılar strateji üretemezler ise Türkiyeye uğrayacak muhtemel karışıklıkların hesabını bugünden yapamazlar ise yarın bölünme isteği ve iç karışıklık Türkiyeninde kapısını çaldığında işte o gün ne yapacaklarını düşünmeye başlayacak ama iş işten geçmiş olacaktır.
Şunu unutmamak ve iyi hatırlamak lazım Saddam batının adamıydı ve işi bitince batı tarafından yok edildi .Hüsnü Mübarek batı tarafından bir komplo ile getirildi ve efendilerine bir ömür boyu hizmet etti.Kaddafi batı karşıtı gözüksede islam düşmanıydı ve kendini ilahlaştırma peşindeydi ve işi bitti batı fırsatını bulunca başına bela oldu . Kim ayıyla yatağa girerse parçalanmaya mahkumdur ve kuklalar yerlerine yenileri hazırlanınca çöpe atılırlar.Bunu iyi bilip hareketleirmizi buna göre çizmeliyiz.
Bu gün ortaya çıkan halk isyanlarınıi yönlendirenler yüz yıl önceki yarım kalan projelerini yerine getirmeye çalışmaktadırlar.Planlar işletmeye konmadan uyanık olmak ve oyunları çözmek gerekir.Eğer bu ayaklanmaları batıya bağlarsak,mezhep çatışması eksenine çekersek,reel politiklerin içinde boğarsak , gelmemiş hükümetleri batı yanlısı İsrail yanlısı diye tanımlarsak hem o halklara ihanet etmiş oluruz hemde kör dövüşünün içinde birbirimizi yiyerek yeni diktatörlerin sahnelerde yer almasına vesile olmuş oluruz.
İran Irakta yaptığı hatanın benzerini Suriyede tekrarlamaktadır.Dünya müslümanlarına mevcut hükümet giderse yerine gelecek hükümet İran karşıtı olacağı imajını yansıtmaktadır.Irak'a Amerika saldırdığında Sistaninin verdiği Amerikaya ve koalisyon güçlerine direnmeyin bu zalimden kurtulalım fetvasının yanlışlıgı bugün nasıl milyonlarca insanın ölümüne dönüşmüş ise Suriyedeki yanlış hesabta katlima dönüşe bilir . Bu insan ölümlerinin gerçekleşmemesi içinde İranın Suriye politikasını yenide gözden geçirilmesi ve yeniden düzenlemesi sağlanmalıdır.İrana Suriyeye silah ve devrim muhafızı göenderilmesi yerine halkın kanının daha fazla akıtılmadan İran , Suriye Türkiye üçlü bloğunun devamı ile alakalı görüşmelerin halk ve muhalifler bazında görüşmelerle devam etmesi yönünde girişimlerde bulunması gerekir.
Suriyeli muhaliflerinde yapması gereken mevcut devletlerin kafalarındaki soru işaretlerini giderecek enfermasyonlar , atraksiyonlar , programlar , bilgilendirme toplantıları , basın açıklamarı , hükümetler bazında ziyaretler yaparak ,hem hükümetlerin hemde halkın kafalarının içersindeki soru işaretlerine cevap vermeleri gerekmekte hemde yeni kurulacak hükümetin yolunu daha hızlı açarken daha az kan akmasını saglayacakalardır.
Türkiye hükümeti sadece mevcut baas rejimiyle ülkenin gelecegini konuşurken muhalifleride muhatab alırsa yarın muhtemel Suriye deişiminden yada devriminden sonra Libyadaki gibi şamdada Türk konsoloslugunda suriyeliler gösteri yapmak zorunda kalmaz
Suriye halkının isyanını eleştirmek yerine mevcut durumda daha fazla kan akmadan bu halklar için fert , dernek , cemaat, stk, hükümet v.s olarak neler yapabiliriz.Bu halkların yönetimlerinde nasıl adil olması ve ne tür batının ayak oyunlarından uzak durması gerektiği üzerine çalışırsak yarın kendi bölgemiz ile kendi evimiz ile alakalı oyunlarıda bozmuş oluruz.Bugün akan kanı durdurmuş oluruz, çıkacak çıkması muhtemel fitneleride engellemiş oluruz.Hep bahsedilen vahdet ve birlik hareketininde temelini atmış oluruz.
Aksi takdirde bu ateş evimizi sardığında onların halini anlarız , birlik ve baraberlik nutukları atarız...Eğer tedbir almazsak Türkiyenin etrafındaki destek alacağı halklar ve yönetimler eğer düşman haline gelirde onlarda o zaman karşımızda durusa sonuç olarak batının yüz yıl önce yarım kalan tarih i palnlarıda gerçekleşmiş olur.







