Yazarlarımız (131)
Alt Kategoriler
Mikâil (4)
Şimdi “Alma Mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” ata sözünü değiştirme vakti geldi “Aldın Mazlumun ahını, şimdi çıkıyor hızlıca hızlıca “ ve uyanın şehvetli petrol akan rüyalarınızdan ey zalimler, fasıklar, kafirler ve mürtetler çıkın bakın saraylarınızın çatılarına, devesini arayan binlerce Müslüman kardeşim sizi bekliyor.
Uyan Ey Diktatorya Kral! Deveci Çatıda Develerini Arıyor
Bir yoğun haber bombardımanı arasında kardeşlerimin bulunduğu her bir karış toprağa gözümüzü, kulağımızı uzatmakla geçiyor bu günlerimiz. Acaba bugün hangi gazete, televizyon ve internet haber köşelerinde, nereler bombalanıyor diye haber sarhoşu olduk. Sarhoşluk bir yana takipte yetişemez olduk. Sonu belli olan diktatorya yapılarının çatırdamasından başka bir şey değil. Kardeşim bunca yıl biriken suskunlukların sonunda, Erkam’ın evindeki sessiz hazırlık evresini tamamladı ve Bismillah diyerek ayağa kalktı.
İsrail’in İnsanlığın gözleri önünde işlediği Gazze vahşeti sonrasında; içleri yanan onca aktivist Mavi Marmara ile yolculuğa koyuldu. Malum 31 Mayıs 2010 saldırısı vuku buldu, sonrasında da aktivistler geri döndü, gemiler serbest bırakıldı v.s.
Şimdi ise Mavi Marmara ülkeden ülkeye yüzmeye devam ediyor. Anlayacağınız bu özgürlük gemisi Mavi Marmara, İnsanlara yeniden zulme direnişin sembolü ve cesareti oldu. Şehidlerimiz’le birlikte Ülkeler den ülkelere denizden ve karadan yüzmeye devam ediyor.
Kaldı ki Filistin davası Müslüman her yiğidin kanayan bir yarası ve ayıbıdır. Şimdi bu petrol zengini ülkelerdeki mazlum Müslüman halkın gözü ile aşağıdaki sayacağım olaylara bakıp onların açısından düşünmeye çalışalım;
Müslüman halklarına rağmen bunca diktatorya devlet başkanları, kralları;
-Bir avuç İsrail’e karşı yıllarca sus pus kalmışsa!
-İsrail’in uyguladığı Gazze ambargosuna tepkisiz kalmışsa !
-2009 Furkan savaşında kılın kıpırdamayıp Gazze’li kardeşlerini ölüme terk etmişse!
-Filistin sınırlarına 30 metre yüksekliğinde çelik duvarlar çaktırmış ve kardeşi kardeşinden ayırmışsa!
-Sınır kapılarını açmayıp İsrail’in içeride Gazze’li kardeşlerini öldürmelerine göz yummuşsa!
- Halkın bilinçlenmesi için mücadele eden değerli Alimleri, Yazarları hapse atmış, sürgün etmiş, öldürmüşse!
- Krallar aile fertleri ile birlikte ülkeye ait petrolleri varil varil satıp servetlerine servet katıp, Amerika, İsviçre, İngiltere, Fransa ve İsrail’in çeşitli bankalarına istiflemişse!
- Petrol zengini ülkeler oldukları halde Mazlum halkı açlık ve sefaletle yüz yüze bırakıyorsa!
- Devlet başkanlarının, Kralların, aile fertlerinin uygunsuz, ahlaksız görüntülerinin yabancı basında İnternet sayfalarında diz boyu, çarşaf çarşaf yer almışsa!
- Ve bunca sıkıntılarından sonra , Türkiye den bir gemi farklı din ve meslekten 550 gönüllü aktivist insanla, insanlık suçu işleniyor diye Gazze’ye İnsani yardım malzemesi götürmesi ve saldırıya uğrayıp 9 şehid vererek İsrail’i Profesyonel komando (!)ları ile dünyaya rezil kepaze etmişse !
- Siz bu Müslümanların bulunduğu Ülkeler de yaşayan birileri olsaydınız, biriken bunca sıkıntıdan sonra nasıl bir ruh haline sahip olurdunuz? Nasıl bir tepki verirdiniz?
-2010 yılında Mısır üzerinden Gazzeye gittiğimizde oradaki Filistinli kardeşlerimden bazıları ısrarla neden hiç Arap kardeşlerimizden Şehid yoktu suallerini Mısır, Tunus, Yemen, Libya kıyamlarından sonra daha bir iyi anlamış oldum. Şuurlu bir Müslüman milliyetçilikten uzak durmalı ve üstünlüğün ancak takva ile olduğunu kavramalı. Fakat mazlum Filistin halkının yanıbaşında olacaksın, sessiz olup hesap sormayacak işine bakacaksın ve geceleri rahat uyuyacaksın bu mümkün mü sizce?
- Zengin bu ülkelerinin mazlum Müslüman İnsanları da bizlerde şunun farkındayız. Sadece birlikte tükürsek İsrail boğulup yok olacak Allahın izni ile.
- Şimdi “Alma Mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” ata sözünü değiştirme vakti geldi “Aldın Mazlumun ahını, şimdi çıkıyor hızlıca hızlıca “ ve uyanın şehvetli petrol akan rüyalarınızdan ey zalimler, fasıklar, kafirler ve mürtetler çıkın bakın saraylarınızın çatılarına, devesini arayan binlerce Müslüman kardeşim sizi bekliyor.
-Bu Mavi Marmara ile başlayan imtihanın, uyanışın ve kıyamın daha da büyüyerek bir çok ülkeyi etkileyeceğine şahit olacağız. Kıyamların hayırlara vesile olması, özelliklede dünya Müslümanlarının birlik beraberlik ruhunu getirmesi duası ile Allaha emanet olun.
Mikail
GENÇ ÖNCÜ HABER
Türkiye İsrail İlişkileri;Doğacak çocuk Türk mü Yahudi mi?
Yazan Yunus PehlivanHristiyan Terörizmi,Ütoya Katliamı ve Küresel İslam Düşmanlığı
Yazan Yunus PehlivanCahiliye: Allahın hükümlerinin devre dışı bırakılıp, hayatı Kur’an’ın merkezinden çıkarıp, beşeri ve tuğyana ait görüşlerin egemen olduğu yaşam ve sistemin adıdır.
Arap baharı Tunus, Mısır ve Yemen’de heyecan rüzgârı oluşturmaya devam ederken bölgedeki isyanlara İran, Türkiye ve Suriye makul ve pozitif bir yaklaşım sergilemişti.
LİBYA VE SURİYE İÇİN YOLUN SONU..
Suriye de halkın sivil barışçıl reform gösterileri 3.ayına girerken,Orta doğu isyanlarında Libya dan sonra en çok insanın öldürüldüğü ülke 1000 kişi ile Suriye oldu.Tunus ve Mısır diktatörlerden kurtulurken Yemen Bahreyn ve Libya halkı inanç ve kararlılık içersinde mücadelelerine devam ediyor.Arap baharı söylemi çerçevesinde ilgi ile izlediğimiz isyanlar her geçen gün diktatörleri daha da zorlayarak hedefine ulaşıyor.Libya ulusal geçiş konseyi başkanı Mustafa Abdülcelil in Türkiye ye gelmesi Libya halkı adına çok sevindirici bir gelişmedir.
Sayın cumhurbaşkanı Gül ve Sayın Dışişleri başkanı Davutoğlu nun Mustafa Abdülcelil i Libya halkının meşru ve muteber bir temsilcisi olarak görmeleri Türkiye nin Ortadoğu da cereyan eden Arap baharlarına bakışının önemini vurgulamaktadır.Ortadoğu da isyanların devam ettiği ülkelerde değişim kaçınılmaz bir hal almıştır.Her ne kadar bazı kalemlerin ısrarla kuzey Afrika ve Orta Doğu isyanlarını anlamakta zorluk çekse de devrimler doğal ,yerli bir ruh ve güçle yoluna devam edecektir.Sayın karagül ve Hüsnü mahallinin inatla durdukları yerden bakanlar, İslam dünyasındaki yeni değişimi batılı oryantalist okumalar vehimler ile yada küresel enerji sektörlerinin tezgahı olarak sunmaya çalışmaları Müslüman orta doğu halklarının yeni bir sürece girdiğini anlamakta zorlanmaya devam edecektirler.Libya da Kaddafi ye karşı savaşan halkın tepesine bomba yağarken, haklı olarak Türkiye den beklentisi olan muhalifler bir anlık öfke ile ellerine Fransız bayrağı alması ve Türk konsolosluğu önünde neredesin Türkiye kurtar bizi öfkesini abartan arkadaşlar,bu gün Libya ulusal geçiş konseyi başkanı Mustafa Abdülcelil in Türkiye de olmasına ne diyecekler.Suriye pilotları kaddafi nin uçaklarından Libyalı Müslümanları bombalarken Libyalı muhalifleri anlamak zordu.Gelinen nokta artık Libya da yeni bir dönemin başlayacağını kabul etmektir.
Uzun ve sıkıntılı sürecin başlangıcındayız,bu süreçlerin yaşanmasında batının ,ABD nin küresel ekonomik güçlerin parmağı var mıdır, yok mudur tartışmaları tamamen art niyetli tartışmalardır. Müslümanların kafasını karıştıran aklı evveller, artık İslam dünyasına kendi topraklarından bakmalılar.Suriye için de aynı süreç yaşanacaktır.Yaşanmak zorundadır.Toprak Su Rüzgar ve Ateşi kontrol edemeyeceğiniz gibi, halkların inanç ve öfkeleri doğru zamanda doğru yerde harekete geçtiğinde oluşan sosyo-volkanik patlamaların da önüne geçemezsiniz. Batı ve ABD devrimlerin farkına geç de olsa varmıştır ve devrimlerin arkasından sessiz ama alelacele koşmaktadır.Bu kez roller değişti Ortadoğu da .Kimse Suriye de artık Beşşar, a süre ve şans verme akıl hocalığına bürünmesin.
Suriye de rejim her geçen gün sona doğru yaklaşırken halkına karşı işlemeye devam ettiği Katliam,işkence,toplu mezarlar,ve 10 bin insanı Lübnan topraklarına göçe zorlaması ile gerçek yüzünü göstermektedir. İçimizdeki bazı Suriye dostlar ının,aman Suriye ye dokunmayalım yoksa hepimiz yanarız palavralarına kanmayın.Suriye de 1 ay evvel Ürdün ve Suud selefi silahlı çetelerin ortalığı karıştırdığını iddia eden, Baas devlet televizyonunun sözcülerine o çetelerin hala yakalanamadığını hatırlatmak lazım.Suriye de Allahın yazdığı kader tecelli edecektir. Biz doğulular kadere inanırız.40 yıldır zulüm gören halk yeter noktasına gelmiştir. Suriye halkı dönüşü olmayan bir yolda ilerlerken. Esad rejimi son şansını kaybetmiştir. Suriye de sonun başlangıcını yaşamaktayız. Arap birliği ve İKÖ STK lar halepçe ve Bosna da yaşananlar karşısında gösterilen tepkiyi vermelidir. Arap baharı Endülüs-İspanya topraklarına doğru eserken orta doğuda yeni nesil Araplar ezberlerimizi bozuyor.Sancılı ve uzun bir süreç in başındayız. İnşaallah orta doğu halklarına verebileceğimiz güzel temenni,dilek,proje, programlar ile elimizde güzel olan ne varsa onu vermenin telaşında olalım.Felaket tellallığının değil.Suriye ve Libya da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Her şey aslına rücu ediyor.
Afgan daglarında kar kucak kucak
Ne bir ev kalmış nede ocak...







